Evrim Nedir? Evrim Neden Yalanlanmaya Çalışılıyor?

Updated: Sep 14

Evrim bir cümle ile “Popülasyondaki gen ve özellik dağılımının nesiller içerisinde seçilim baskısıyla değişimi.” şeklinde açıklanabilir. Günümüzde evrime karşı çoğu kişinin tutumu oldukça kapalı olmasına rağmen bilim dünyasında neredeyse tamamen kabul gören bir teoridir. Evrim, modern biyolojinin temel taşıdır demek yanlış olmaz. Bu teoriye göre hayvanlar, bitkiler ve Dünya'daki diğer tüm canlıların kökeni kendilerinden önce yaşamış türlere dayanır ve ayırt edilebilir farklılıklar, başarılı nesillerde meydana gelmiş genetik değişikliklerin bir sonucudur. İlk olarak Jean-Baptiste Lamarck tarafından çalışmaları yapılan evrim teorisi Charles Darwin’in çalışmalarıyla ilerledi. Günümüzde evrim teorisi hakkında fikir sahibi olabilmek için bilinmesi gereken birkaç şey var.

1)Popülasyon: Popülasyon, her türlü canlı varlığın sayısal yoğunluk ve dağılımıdır. Evrim teorisinin bilinmesi için gerekli adımlardan birisi olmakla beraber, bazı insanların evrim teorisini yanlış anlamasına da sebebiyet verebiliyor çünkü evrim popülasyonlar için geçerlidir. Bireyler (siz, akvaryumunuzda beslediğiniz balığınız, köpeğiniz vb.) hiçbir zaman evrim geçirmedi ve geçirmeyecek de. Bireyler “gelişim” gösterirler ve evrim geçirmezler. Popülasyonlar evrim geçirir ve gelişim göstermezler. Buna şöyle bir örnek verelim: Mesela X bir özelliğin geni herhangi bir bölgedeki insanlarda 1980 yılında %40 oranında bulunuyorsa ve bu değer 2012 yılında %32’ye gerilediyse, bu bir evrim örneğidir. Bu olayla evrimsel biyoloji ilgilenir. Ancak bunun gibi değerler herhangi bir birey için ölçüldüğünde bu duruma gelişim denir ve gelişim biyolojisi ilgilenir.

Bu olayla alakalı şunu da söylemek lazım: evrimsel değişim için en az 1 nesil geçmiş olmalı. Bir birey kendi nesli içinde değişim gösterirse bu olay evrim olmaz birkaç satır önce belirttiğim üzere.


Bu görseldeki değişim Homo sapiens'i temsil etmektedir. Herhangi bir bireyi değil.



2)Canlılık: Şunu belirtmek lazım ki evrimde canlılık aranmaz. Biyoloji için örnek vermemiz gerekirse virüsler çok doğru olacaktır. Virüsler canlı sınıfına girmezler ama evrimleşebilirler. Ancak evrim sadece biyoloji için geçerli değil. Bu sebeple örnekleri çoğaltabiliriz: Kimya mühendisliğinde kimyasal moleküller tamamen cansız olmalarına rağmen canlılar gibi evrimleşebilirler. Bu olaya da kimyasal evrim denir. Bu olayın yanında kültürel evrim denen bir gerçek bile vardır. Yani evrim sadece canlılarda değil, birçok konuda gerçekleşebilir.


3)Mikroevrim ve Makroevrim: Çok basit bir seviyede anlatmak gerekirse mikroevrim dışarıdan bir gözle bakıldığında pek de anlaşılmayacak ancak detaylı gözlemlerle tespit edilebilecek olan evrimleşmeye denir. Bu olay genellikle protein ve genler bazında, aynı zamanda bir türün kendi içerisinde gerçekleşir. Makroevrim ise mikroevrimin bir sonucudur. Mikroevrim gerçekleştikçe makroevrimin gerçekleşmesi için ortam hazırlanmış olur. Bu evrim gerçekleştiğinde değişim gözle gözükür bir seviyede olur.


Mikroevrimin makroevrimi oluşturması olayı “Damlaya damlaya göl olur.” atasözüyle tamamıyla bağdaşmaktadır diyebiliriz. Aynı zamanda bilimin dayandığı ilkelerden sürerlilik ilkesinin de gayet iyi bir örneğidir. Sonuçta mikroevrim olmazsa makroevrim de olmaz. Ancak mikroevrimin varlığı makroevrime sebebiyet verir.


4)Gen Dağılımları: Bu olay herhangi bir türün başka bir türe dönüşmesine sebep olmak zorunda değildir. Kaçınılmaz olan şey, genlerin dağılımının değişmesidir. Mesela siyah saç geni %10 olan bir popülasyonun siyah saç geni belli bir süre sonra %18 olursa bu olaya da evrim denir.

Bunların dışında anlatmam gereken birçok terim var doğal seçilim, mutasyon, göç ve genetik sürüklenme gibi. Ancak bunlardan ileriki yazılarımda bahsedeceğim.

Bu konuyu burada bitirirken bir bilgi daha vermem lazım. Çünkü bu da doğru bilinen yanlışlardan birisi. Evrimin tanımı genler üzerinden yapılır; fosiller veya ara geçiş türleri üzerinden değil. Fosiller, makroevrimin tartışmaya yer bırakmayan kanıtlarını sunuyor olsa da, evrimsel sürecin tespiti için fosillere ihtiyacımız yoktur. Doğaya dair gözlemler ve genetik veriler evrimsel değişimi ispatlamamız için gayet yeterli. Fosiller bu olayı şimdilik tartışmaya kapatıyor.

Bu yazıda canlıların ve özellikle insanların nasıl evrildiğini anlatmayacağım. Bu yazı birkaç kısma ayrılacak. Bir süre içinde yayınlayacağımız diğer kısımlarda bunları belirteceğim.

Şimdi de evrimin aldığı tepkilerden ve evrim karşıtı insanların sunduğu, “bilimsel” olduğu iddia edilen saçmalıklardan da bahsedeceğim.

Öncelikle bu tepkilerin sebebi çoğunlukla insanların yalanladıkları şey hakkında herhangi bir araştırma yapmamaları. Aslında bazen bazı makaleler okuyorlar ancak okudukları makaleler akademik açıdan herhangi bir değer taşımayan, bazı insanların uydurduğu bilgilerden oluşan makaleler. Bunları yazan insanlar genellikle bilimi kabul etmiyorlar, bilimi ve araştırmaları kutsal kitaplarından yapmaya çalışıyorlar. Bu noktada amacım kimsenin inancına saygısızlık yapmak değil. Burada belirtmek istediğim şey bu insanların bilimi hiçe sayıp tek bilgi kaynağı olarak kutsal kitapları kullanması. Mesela bu insanlar dünyanın yaşının 4,5 milyar olduğunu yalanlıyorlar. Yani jeoloji gibi temel bir bilimi yalanlıyorlar. Dünyanın yaşını da peygamberlerin yaşlarını hesaplayarak vb. bulmaya çalışıyorlar. Kendi bildiklerine olan bağlılıkları dogma seviyesinde olduğu için evrim karşıtı, hiçbir dayanağı olmayan bilgiler atıyorlar ortaya. Bunları okuyan insanlar da bu yanlışların yayılmasına sebep oluyorlar.

Bu ve benzeri insanlar(evrimi yalanlamaya çalışanlar) evrimi bir inanç meselesi haline getiriyorlar. Bu sebeple yalan bilgiler yayıyorlar. Örnek olarak şu gülünç örneği vermem lazım: “Eğer şempanzeden evrimleşmiş olsaydık bu zamanda yaşayan şempanzeler insan olurdu.” . Bu kesinlikle tek bir satır dahi doğru bilgi okumamaktan ya da okuduğunu kasıtlı olarak yanlış yayma sebebi taşıyor. Bunun gibi bir sürü örnek var. Öncelikle şu saçma cümlenin neden yanlış olduğunu açıklayalım:

1-) Biz şempanzeden evrimleşmedik. Sadece şempanze ile ortak bir ata paylaşıyoruz. Bizim atamız bir primat. Bunu şöyle bir örnekle açıklayayım. Şempanze sizin teyzenizin oğlu. Ama siz teyzenizin oğlundan gelmediniz. Sadece ikinizin de dedesi aynı kişi.

2-) Böyle büyük bir olay olacak olursa sizce bu kadar kısa bir sürede gerçekleşebilir mi? Biz evrimin gerçekleşmesinden bahsederken binlerce yıldan bahsediyoruz. Bir insanın bunu görebilmesi için ne kadar ömrü olması lazım sizce? Ya da siz kaç yıl yaşayacağınızı düşünüyorsunuz ki?

Siz bilimin yolunu kesmeye çalışıp dogmaya yönelirseniz insanlığı yüzyıllarca geri döndürüp cahilleştirmek dışında hiçbir şey yapmazsınız. Kendinizi de cahilleştirirsiniz ve vasıfsız biri olursunuz. Benim tavsiyem, Beethoven'ın küçük bir kıza yazdığı şu mektupu unutmayın:

“Sevgili Emilie’ciğim, sevgili Arkadaşım!

Sanatı sadece pratikte bırakma, ama onu kalbinin içine al; hak ettiği yer budur onun. Yalnızca bilim ve sanat insanı uluhiyete ulaştırır. Eğer, değerli Emilie’m, herhangi bir vakit bir şeyi öğrenmeyi istersen, bana tereddüt dahi etmeden yaz. Gerçek sanatçı kibirlenmez, ne yazık ki sanatı, sınırları olmayan formda görüyor; amaçtan ne kadar uzakta olduğunu karanlık bir şekilde derinlemesine hissediyor; ve başkalarını kendine hayran bıraksa da, sanatçı, dehasının yalnızca uzaktan, yol gösterici bir güneş olarak göründüğü noktaya ulaştıramadığı için üzülür.”

YALNIZCA BİLİM VE SANAT İNSANI ULUHİYETE ULAŞTIRIR.

Kaynakça

file:///C:/Users/HP/Downloads/10_pop%C3%BClasyon%20geneti%C4%9Fi.pdf

https://evrimagaci.org/soru/evrim-nedir-1

https://www.britannica.com/science/evolution-scientific-theory

https://evrimagaci.org/mikroevrim-ve-makroevrim-yumusak-ama-istikrarli-bir-degisim-3230

Yuval Noah Hararı - SAPIENS

Charles Darwin - On the Origin of Species

Richard Dawkins - Kör Saatçi

Çağrı Mert Bakırcı - Evrim Kuramı ve Mekanizmaları




130 views1 comment